Vefatından sonra da eserleri ilgiyle okunan yazar: Reşat Nuri Güntekin

“Çalıkuşu”, “Acımak”, “Yaprak Dökümü”, “Kızılcık Dalları” ve “Kavak Yelleri”nin de aralarında olduğu çok sayıda unutulmaz esere imza atan Türk edebiyatının önemli isimlerinden Reşat Nuri Güntekin’in vefatının üzerinden 67 yıl geçti.

Roman, öykü ve oyun yazarı Güntekin, Kars Valisi Yaver Paşa’nın kızı Lütfiye Hanım ile askeri tabip İbrahim Nuri Bey’in oğlu olarak 1889’da İstanbul Üsküdar’da dünyaya geldi. Güntekin, kız kardeşi Reşide’nin erken yaşta vefatı üzerine, tek çocuk olarak büyüdü.

Üsküdar Selimiye’de başladığı ilköğrenimini Çanakkale mahalle mektebinde tamamlayan yazar, 1,5 yıl kadar Çanakkale İdadisine devam etti.

Usta edebiyatçı, daha sonra İzmir Frerler Mektebine kayıt oldu ancak bitirmeden tasdikname alarak, İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesinin sınavına girdi. Sınavda başarılı olan yazar, Edebiyat Bölümü’nden 1912’de mezun oldu.

Reşat Nuri Güntekin, 1927’ye kadar Bursa ve İstanbul’da çeşitli okullarda Fransızca ve Türkçe öğretmeni ve müdür olarak görev yaptı. Erenköy Kız Lisesinden mezun öğrencisi Hadiye Hanım ile de 1927’de evlendi.

Güntekin çiftinin kızı Ela Güntekin, yaptığı bir açıklamada, anne ve babasının evlilikleriyle ilgili şunları kaydetmişti:

“Annemin sesi çok güzelmiş. Okul idaresi eğitim için yurt dışına göndermeyi düşünmüş ama annemin babası izin vermemiş. Annem parıltıları olan bir kadın. Okusaydı iyi bir yere gelebilir ya da iyi bir opera sanatçısı olabilirdi. Hiç birikimi olmayan bir adamın gidip burjuva ailesinin kızıyla evlenmesi sıradan bir şey değil. Babam halk adamı ama kendisini yetiştirmişti.”

İki dönem milletvekili olarak görev yaptı

Daha sonra Milli Eğitim Bakanlığı müfettişliğine tayin edilen yazar, Çanakkale’den milletvekili seçilene kadar bu görevine devam etti. Güntekin, 1939-1946’da iki dönem milletvekilliği yaptı. Daha sonra tekrar müfettişliğe dönen yazar, 1947’de başmüfettiş oldu.

Reşat Nuri Güntekin, 1950’de UNESCO’nun Türkiye temsilcisi ve talebe müfettişi olarak Paris’e gitti. Emekliye ayrıldığı 1954’ten sonra ise İstanbul Şehir Tiyatroları Edebi Heyet üyeliğine seçildi.

İslam Ansiklopedisi’ndeki “Reşat Nuri Güntekin” maddesini kaleme alan Hüseyin Çelik, yazarın edebiyatla ilişkisini şöyle ifade ediyor:

“Reşat Nuri, edebiyatla ilgisinin, çocuk yaşlarda teyzesinin oğlu Ruşen Eşref Ünaydın’la beraber dinledikleri lalası Şakir Ağa’nın masallarıyla başladığını, daha sonra Çanakkale’de otururlarken ev hanımlarının kendi aralarında okudukları hissi romanlara kulak misafiri olduğunu, bunlar arasında özellikle Fatma Aliye Hanım’ın Udi adlı romanını unutamadığını söyler. Fakat asıl bir süre sonra Halit Ziya Uşaklıgil’den okuduklarıyla hevesinin arttığını ifade eder. Ayrıca evde babasının Türkçe ve Fransızca edebiyat ve felsefe kitaplarını ihtiva eden oldukça zengin bir kitaplığı vardır.

İzmir’de Fransız misyonerlerinin çalıştırdığı Frerler Mektebi’ne devam ederken öğrendiği Fransızcası ile Batı klasiklerini tanıdı. Babasının memuriyeti dolayısıyla çocukken, daha sonra öğretmenlik ve müfettişlik yıllarında yakından tanıdığı ve müşahede ettiği Anadolu şehir ve kasabaları, insanlar, karşılaştığı olaylar, roman ve hikayelerinin zengin malzemesini oluşturmuştur. Yine çocukluğunda çadır tiyatrolarına düşkünlüğü, ilk öğretmenlik yıllarında Bursa’da Ahmed Vefik Paşa’nın yaptırmış olduğu tiyatroda seyrettiği oyunlar da bu edebi türle ciddi olarak ilgilenmesine yol açmıştır.”

İlk piyesinde Hayreddin Rüşdü takma adını kullandı

İlk gençlik yıllarında imzasız yayımladığı birkaç şiir denemesinden sonra Genç Kalemler’deki ilk makalesiyle edebiyat dünyasına giren Güntekin, La Pensee Turque dergisi ile Zaman gazetesine edebiyat ve tiyatro konulu makaleler yazdı.

Güntekin’in ilk hikayesi “Eski Ahbap” Diken mecmuasında yayımlandıktan sonra ilk romanı “Harabelerin Çiçeği” 1919’da Zaman gazetesinde okuyucuyla buluştu. Güntekin, aynı yıllarda Tristane Bernard’dan “Hakiki Kahramanlık” adıyla adapte ettiği ilk piyesi Hayreddin Rüşdü takma adıyla yayımlandı.

Yazara şöhret kazandıran “Çalıkuşu” eseri, 1922’de Vakit gazetesinde yayımlandıktan sonra 1923’te kitap haline getirildi. O günden bugüne okuyucuların büyük ilgisini çeken “Çalıkuşu”, en çok basılan romanlar arasına girdi.

Reşat Nuri Güntekin, 1923-1924’te Mahmud Yesari, Münif Fehim ve İbnürrefik Ahmed Nuri ile haftalık mizah dergisi Kelebek’i çıkardı.

Tiyatro, hikaye, roman, mizah, tenkit, tercüme, uyarlama, antoloji, sözlük alanlarında pek çok esere imza atan usta kalem, 1947’de Cumhuriyet Halk Partisinin çıkardığı Memleket gazetesini yönetti.

Bazı yayınlarında Hayreddin Rüşdü, Cemil Nimet, Sermed Ferid adlarını tercih eden yazar, özellikle mizahi yazılarında Yıldız Böceği, Ağustos Böceği, Ateş Böceği takma adlarını kullandı.

Yaşadığı sokağa Çalıkuşu ismi verildi

Türk edebiyatının önemli isimlerinden Güntekin’in yazıları, Zaman, Vakit, Kelebek, Diken, Şair, Şair Nedim, Temaşa, Büyük Mecmua, Edebi Mecmua, İnci, Dersaadet, Tercüman-ı Hakikat, Fikirler, Hayat, Yeni Türk, Varlık, Aydabir, Çınaraltı, Cumhuriyet, Milliyet, Resimli Şark, Ulus, Tan, Memleket, Türk Yurdu, Yeni Mecmua, Güneş, Muhit, Ana Yurt, Akbaba, Yedi Gün gazetelerinde okuyucuyla buluştu.

Reşat Nuri Güntekin, akciğer kanseri tedavisi için gittiği Londra’da 7 Aralık 1956’da hastalığına yenik düştü. Cenazesi Karacaahmet Mezarlığı’na defnedilen yazarın, Levent’te oturduğu sokağa “Çalıkuşu” adı verilirken, Kadıköy ve İzmir’de bir ilköğretim okuluna, Fatih’te ise bir tiyatro sahnesine ismi verildi.

Başta “Çalıkuşu” ve “Yaprak Dökümü” olmak üzere yazarın eserlerinden bazıları televizyona uyarlandı.

Yazarın başlıca eserleri şöyle:

“Çalıkuşu”, “Dudaktan Kalbe”, “Gizli El, Damga”, “Akşam Güneşi”, “Bir Kadın Düşmanı”, “Yeşil Gece”, “Acımak”, “Yaprak Dökümü”, “Kızılcık Dalları”, “Gökyüzü”, “Eski Hastalık”, “Ateş Gecesi”, “Değirmen”, “Miskinler Tekkesi”, “Harabelerin Çiçeği”, “Kavak Yelleri”, “Son Sığınak”, “Kan Davası”, “Ripka İfşa Ediyor” (1949’da Ulus gazetesinde tefrika edildi)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x